Filibe(Plovdiv)

Filibe! bir diğer adıyla Plovdiv. Bu şehir daha çok biz Türkler tarafından Filibe diye adlandırılmaktadır. Aslında bu isim bizim kültürümüzden gelmez. Bilakis, M.Ö. 4. yy’de şehri işgal eden Makedonya kralı II. Philip’den gelir. Plovdiv ise kril alfebesi ile yazılan bu adın okunuşundan gelmektedir.
Filibe, kardeş şehri İstanbul gibi o da; Yedi tepeli şehir diye anılmaktadır. Şehrin tarihi oldukça eskilere dayanıyor. Avrupa’daki en eski ve en canlı şehirlerinden biridir. Şehirde; Yunanlılar,Gotlar,Hunlar,Bulgarlar,Slavlar ve Türkler yaşamışlardır. Bu medeniyetlerden kalan eserleri gezerek şehrin tadını çıkarabilirsiniz. Şehir, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Komunistlerin hükmüne girer. Üstelik Alyoşa anıtı diye bir anıt da bulunmaktadır.  Filibe, Sofya’dan sonra Bulgaristan’ın 2’nci büyük şehri 2015 nüfüs sayımına göre şehrin nüfusu:675.000. Eğer bulgaristan’a gelirseniz Filibe’yi görmeden asla dönmeyin! Filibe, ekonomik,eğitim ve kültürel bakımından Avrupa’da önemli bir şehirdir öyle ki; 2019 yılının Avrupa kültür başkenti seçilmiştir. Filibe; İstanbul’a 422k, Edirne’ye 160, Sofya’ya ise 130 km uzaklıktadır. Haftasonu tatilinizi Felibe’ye ayırıp iyi bir tercih yapabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER


1) ALYOŞA ANITI

Heykel Soveyet-Rus askeri olan Alyoşa adındaki askeri temsil ediyor. Bu anıt bir tepeye yapılmış ve bu tepeden şehri seyredebiliyorsunuz. Tepeye çıkmak az biraz zorlayıcı olsa da manzarayı görmek ve oradaki temiz havayı solumaya değer. Filibe’de gittiğim ilk mekan burası olmuştu. Şanslıydım ki güneşin doğuşunu yakaladım. Saatin o kadar erken olmasına rağmen Bulgarların buraya spor,yoga,meditasyon vb. gibi aktiviteler yapmak için geldiklerine şahit oldum.

Alyoşa

Alyoşa

 

Yedi tepeli plovdiv

Tepeden görülen diğer bir tepe 🙂

 

Alyoşa-Gündoğumu

Alyoşa-Gündoğumu

2.CUMA CAMİİ YA DA HÜDAVENDİGAR CAMİİ
Evliya Çelebi’nin seyehatnamesinde 17 yy’de Filibe’de 53 camii, 70 okul, 9 medrese, 7 Darul-Kurra, 11 Tekke, 8 hamam, 9 han ve çok fazla sayıda kervansaray olduğu geçmektedir.
Ancak bu eserlerden bugüne kala kala sadece 2 camii kalmış(Cumaa camii ve İmaret camii). Bulgarlar istiklallerini kazandıkları zaman şehirdeki Osmanlı eserlerinin tamamına yakınını dinamitlerle patlatmışlar! İmaret camiiyi bilmiyorum ama Cuma camii’nde kısık sesle de olsa ezan okunmasına izin veriliyor.

II.Murat tarafından 15 yy’de inşaa ettirilen camii, şehrin hemen merkezinde bulunuyor. Camiinin hemen önünde ise Plovdiv Roma Stadyumu bulunmakta. Caminin hemen altında Türk  işletmeciye ait bir kafe bulunmakta. Camiinin olduğu sokakta Türk restorantları da bulunmakta.

Cuma camii ve Roma stadyumu

Cuma camii ve Roma stadyumu

Cuma camii

Cuma camii-Kubbe

Cuma Camii

3)OLD TOWN(ESKİ ŞEHİR)

Gezilecek yerlerin çoğu burada kalıyor aslında Cuma camii’nin arka tarafındaki ”Old Town” tabelesanın gösterdiği yolu takip ederek beş dakika yürüyerek Arnavut kaldırımlarını görmek mümkün. Şimdi bu yolu takip edeceğiz.


THE VİRGİN  MARY CATHEDRAL

9. yy’de yapılan bu kilise; Filibe, Osmanlı tarafından fethedildikten sonra(1371) camiiye çevrilmiş. Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra bağımsızlıklarını kazanan Bulgarlar(1878) onların deyimiyle: ”Türklerin köleliğinden kurtulmak.” bu yapıyı tekrar kilisiye çevirip ilk haline göre onarmışlar. Bir Ortodoks kilisesidir.Kilise

ANTİK ROMA TİYATROSU

1171 yılında Roma imparatoru Trajan tarafından inşaa edilen bu tiyatro alanı o dönemde tiyatro ve dans gösterilerini izlemek için inşaa edilmiştir.

Antik Stadyum

 

FRANSIZ ŞAİR VE YAZAR LAMARTİNE’NİN KONAKLADIĞI EV

Ünlü Fransız şair,edebiyatçı,politikacı ve yazar Alphonse Lamartine doğuya yaptığı seferi sırasında hastalanıp bir kaç gün bu evde konaklamış. Lamartine Türkiye’yi sevmesiyle bilinir ve Fransa siyasetinde önemli bir isimdir.

 

Lamartine'nin konakladığı ev

Lamartine’nin konakladığı ev

Müze

Plovdiv Tarih Müzesi( Hisar Kapısı’nın hemen yakınında kalıyor)

*OSMANLI EVLERİ

Bu sıradaki cadde ve sokakalarda göreceğiniz geleneksel evlerin çoğu osmanlı evleridir. Zaman zaman restore edilerek bu zamana kadar korunarak gelmiş. Çok şirin görünüyorlar 🙂
Şirin ev

HİSAR KAPISI

Roma döneminde yapılan bu kapının 2’nci yy’de inşaa edildiği tahmin edilmektedir. Adından da anlaşılacağı üzere Osmanlı döneminde de kullanıldığından Hisar kapısı(Hisar Kapia) olarak söylene gelmiştir.

 

PLOVDİV ETNOĞRAFYA MÜZESİ

Nebet Tepe’ye giderken bir Etnoğrafya müzesiyle karşılaşıyoruz. 1930 yılında açılan müzede tarım aletleri,müzik enstrümanları,fotoğraflar,geleneksel kıyafetler vb. sergilenmektedir.

Etnoğrafya müzesi

Etnoğrafya müzesi

NEBET TEPE

Old Town, Nebet Tepe’yle sona ermekte. Mutlu son diyebiliriz. Zira tepeden gezdiğiniz yerleri seyretmek ve Meriç Nehri’ni izlemek ayrı bir keyif veriyor. Burada bulunan kayalıklara oturup dinlenerek manzaranın tadını çıkarabilir veya buradaki restorantlarda karnınızı doyurabilirsiniz.
M.Ö 6. yy’de Trakyalılar bu bölgede yaşamış. Osmanlı devleti bu şehri fethettikten sonra Meriç Nehri’ni gözetlemek için burayı kullanmıştır.

Nebet Tepe

Nebet Tepe

Nebet Tepe

Nebet Tepe

 

Restorant

Nebet Tepe’den inerken karşıma eski bir mevlevihane çıkıyor. Ancak bugün restorant olarak kullanılıyor

ŞAHABETTİN İMARET CAMİİ

Meriç nehri kıyısında bulunan bu camii II. Murat döneminde rumeli beylerbeyi Lala Şahin Paşa’nın oğlu Şahabettin Paşa tarafından 1444-1445 yılları arasında yaptırılmıştır.
Camiinin etrafında mezarlık bir de türbe bulunmaktadır. Bu türbede kimin kaldığı aslında muamma. Bir rivayete göre Şahabettin Paşa bir rivayete göre ise Lala şahin Paşa yatmakta.

Aslında adından da anlaşıldığı üzere bu camii sadece bir camii değildi aynı zamanda bir imaret haneydi. Yani bir aşevi yapılmış ve muhtaç olanlara yardım yapılmış.
Günümüzde de Ramazan aylarında bu camiide iftar veriliyormuş. Bu geleneğin sürdürülmesi gerçekten çok güzel 🙂
İmaret camii

Camiinin hemen yakınlarında çifte hamam diye anılan birbir yapı var. 16. asırda inşa edilmiş ancak bugün güzel sanatlar galerisi olarak kullanılıyor.

Son olarak da benim de gitmek istediğim ama gidemediğim iki yeri söylemek istiyorum. Birincisi Plovdiv arkeoloji müzesi. İkincisi ise, Saat Tepe’de yer alan Osmanlı döneminde yapılan ve doğu avrupanın en eski saat kulesi olan saat kulesini görmenizi tavsiye ederim(17,5metre yüksekliğinde).

Umarım bu yazım sizlere faydalı olmuş veya  ilham verici olmuştur. Sizler ufak bir şeyler de olsa katmışssam ne mutlu bana. Kalın sağlıcakla!

Turistler için faydalı olabilecek site

Bir de bu faydalı olabilir-

Leave a Reply